Lance Armstrong ; Kanser Bile Onu Durduramadı!

0
1380

Lance Armstrong ; Kanser Bile Onu Durduramadı!

 Lance Armstrong tutkusu olan bisiklet yarışlarının önüne kanserin bile geçmesine izin vermedi. Ölümcül hastalığın en ağır safhalarından yarışmalara dönüşünü anlatan ilham verici şampiyonluk hikayesini kendi ağzından anlatımla mutlaka okuyun!

 LANCE ARMSTRONG:

25 yaşındayken bana testis kanseri tanısı konuldu. Yaşamam için bana %40’tan az ihtimal verilmişti ve açıkçası bu konuda doktorların iyimser bir tavrı olduğunu da söyleyebilirim.

Screen Shot 2013-12-30 at 15.06.30

Spor kariyerim bitmişti. Aylarca süren kemoterapi korkunçtu. Bir daha asla yarış bisikletine binebileceğime inanamıyordum. Yemek yiyemediğim, televizyon bile izleyemediğim, maillerimi bile okuyamadığım kadar hasta hissettiğim zamanlar oldu.

 Kendimi kemoterapiden dolayı çok kötü hissettiğim günlerden birinde kanseri yenmeye başladığımı öğrendim. 1997 sonbaharında bir yıllık tedavi ve iyileşme sürecim geride kalmıştı. O zaman tekrar yarışmaya karar verdim.

Tam bir felaket oldu. İlk profesyonel yarışımı ancak 14. olarak tamamlayabildim. Birinciliklere alışkındım, 14.lük bana göre değildi.

İki hafta sonra soğuk kış günlerinde Paris-Nice 8 günlük uzun mesafeli yarışa katıldım. İkinci gün yarışı bırakmak zorunda kaldım. O anda hayatımın geri kalanını bir bisiklet üzerinde üşüyerek ve yorgun olarak geçirmek istemediğime karar verdim.

 Teksas’a döndüğümde nişanlım Kik, menejerim Bill Stapleton’a ve birlikte antrenman yaptığım Chris Carmichael’a bırakacağımı söyledim. Ölüme benim kadar yaklaştığınız ve oradan tekrar yaşama dönüdüğünüz zaman geri kalan hayatınızı bir tatil ve eğlence modunda geçirmeyi hakettiğinizi düşünürsünüz. Sonrasında kendimi fena halde saldım. Golf oynadım, su kayağı yaptım günlerce koltukta uzanarak kanalları dolaştım.

Ancak bir gün nişanlım bana “ Seni herşeye rağmen seviyorum, ancak sen bu değilsin, sadece yatarak ve hiç birşey yapmayarak yaşayamazsın” dedi.

Haklıydı. Böylece yeniden başlama kararı aldım. Yarışmalar sırasında adımı ve insanların destek dolu tezahuratlarını duymak beni heyecanlandırmaya başlamıştı. Tekrar bisiklete bindiğimde tüm hayatımı ve yaşadıklarımı gözden geçirdim. Aslında kanser benim hayatımdaki ilk mücadele değildi. Annem beni 17 yaşındayken dünyaya getirmişti, ben iki yaşımdayken de babamdan ayrılmıştı.  Herkes bizim hayatta başarısız olacağımızı ve hiç birşeye sahip olamayacağımızı düşünüyordu, ancak annem hep tam tersine inanmıştı ve yaşam felsefesi “Hayatındaki her zorluğu bir fırsata çevir” idi.

Çocukluk yıllarımda Teksas’ta yaşıyorsanız iyi bir futbolcu değilseniz kimse sizi ciddiye almazdı. Bu sebeple ben de futbolu denemiştim, ancak birebir karşılıklı mücadele bana göre değildi, bu sebeple önce koşu sonrasında yüzme ve en son olarak bisiklete başlamıştım. Yaşıtlarım hayatın tadını çıkarırken benim günlerim yoğun antrenmanlarla geçti. Annemin dediği gibi her olumsuzluğu pozitif birşeylere açılan bir kapı olarak görmeye başlamıştım.

Yavaş yavaş bisiklet sporunda adım duyulmaya başlanmıştı ve annem de benim organizatörüm ve motivasyon koçum olmuştu. Kendini yaptığın işe %110 vermezsen başaramazsın diyerek beni hep ileriye doğru yönlendiren annem ihtiyaç duyduğum en iyi bisikletleri ve malzemeleri alır, eskilerini ise ne kadar zorla alındıklarını bildiği için asla atmaya kıyamazdı.

1993 yılında Oslo, Norveç’te Dünya Şampiyonluğu’nu kazandım. Tüm o inanılmaz anların sonunda annemle ikimiz başbaşa kaldığımızda birbirimize “başardık” dedik. Sonrasında tebrik için Norveç Kralı tarafından davet edildiğimizi öğrendim, ancak bize eşlik eden görevli annemin dışarıda beklemesi gerektiğini söyledi. Ben annemi kapıda bırakmayacağımı ve bu durumda kralı ziyaret etmeyeceğimi belirtmem üzerine kral davetini iki kişiye çıkarmak zorunda kalmıştı.

O zamanda bizim için tüm zor ve kötü günlerin geride kaldığını düşünmüştük. Ancak sonra kanser geldi.

Bana 3. evrede testis kanseri teşhisi konuldu ve birkaç gün sonrasında kanserin beynime ve ciğerlerime de yayıldığını öğrendim. En zor ameliyatlardan çıktığımda yine beni cesaretlendiren annem olmuştu. Bu sefer yarışı kazanmam için değil hayatım için savaşmamı istiyordu. İnaçla ve hırsla bir buçuk yıl sonra kanseri yendim.

 Yarışmalara dönmek için yaptığım ikinci deneme de mucizevi bir başarıdan ibaret değildi. Bu sefer de inişler ve çıkışlar yaşadım ancak inişlerin pes etmeme neden olmasına izin vermedim. Bisiklet üzerinde geçirdiğim her andan zevk almaya başladım.

 1999 yılında bisiklet yarışlarının en önemlilerinden biri sayılan Tour De France’ı kazandım; ancak bu bile kansere karşı kazandığım zafer kadar büyük sayılmazdı. Kanser hayatımda bir insan olarak beni en çok olgunlaştıran tecrübe idi.  Annemin bana dediği gibi hayatımdaki her zorluğu bir fırsata çevirmiştim.

Supplement kullanırken iyi kötü ürün yoktur, hedefinize uygun doğru ürün vardır. Linkteki formu doldurun, hedefinize ulasmanızı saglayacak urunleri size biz onerelim!

Bir Cevap Yazın