Steroidler ve Steroid Kullanımı

0
4548

Steroidler ve Steroid Kullanımının Sonuçları

Testosteronun, bundan yıllarca önce izole edilmesine, sentezlenmesine ve aktif olarak denenmesine karşın bugün hala steroidlerin kas kütlesini tam olarak nasıl etkilediği tartışılmaktadır. Zamanın bu noktasında, tüm anabolik/androjenik steroidlerin oluşturduğu anabolik etkinin başlıca görevinin, hücresel androjen alıcısının direkt faaliyeti ve protein sentezindeki artış olduğu anlaşılmıştır. Aşağıda gösterildiği gibi, eğer biz, testosteron yada benzer bir anabolik steroid desteğiyle dıştan gelen androjen seviyemizi arttırabilirsek, kaslar tarafından hangi protein tutuluyorsa onu çokça arttırabiliriz. Bu, anabolik/androjenik steroidlerle kas gelişiminin net olarak başlıca sebebidir. Hormon seviyemizin artması gibi, androjen alıcı faaliyeti ve bunun sonucunda protein sentezinin oranı da artar.

Fakat diğer dolaylı mekanizmalar belki de protein sentezi üzerindeki dışardan gelen androjen faaliyetin sağladığı kas gelişimini etkileyebilecektir. Dolaylı bir mekanizma, androjen alıcısı etkisinin beraberinde gelmez fakat androjenler diğer hormonlar üzerinde etki sahibi olabilir yada hatta, hücreler içindeki gelişim destekleyicileri yada bölgesel davranan hormonları salıverebilir (belki de diğer zarların alıcıları engellemesiyle aracı olur). Ayrıca unutmamalıyız ki kas kütlesi oluşumu sadece protein sentezini içermez, doku beslenmesi için yapılan nakil ve protein bozulması gibi diğer faktörleri de içerir. Bir yarışma tablosu elde etmek için ek olarak bu faktörlerdeki androjenik etkileşime de bakmaya ihtiyacımız vardır. Testosteronun dokulardaki amino asit ulaşımını arttırmadığını unutmamalıyız. Bu gerçek, muhtemelen, kas hücrelerindeki besin ulaşımını kuvvetli bir şekilde arttıran insülin hormonunun vücut geliştirme sporcularıyla son yıllarda gerçekleşen engin birlikteliğini açıklayacaktır. Fakat protein bozulması hususunda, androjenlerin kas gelişimini etkileyebildiği ikinci bir önemli yol görüyoruz.

Testosteronun Anti-Glukokortikoid Etkisi

Testosteron (ve sentetik anabolik/androjenik steroidler), kas hücreleri üzerinde antikatabolik bir etki sağlayarak kütle ve kuvvet artışına yardım edebilirler. Androjen etkinin en önemli dolaylı mekanizmalarından biri düşünüldüğünde, bu hormonlar glukokortikoidler (kortizol bu grubun başlıca temsilcisidir) denen vücuttaki ayrı tipteki steroid hormonlarının hareketlerini etkilemek için meydana gelirler. Glukokortikoid hormonları aslında kas hücresi üzerinde androjenlerinkinden tam olarak kesin bir karşı etkiye sahiptir yani kas hücresine protein deposunu bırakması için emir gönderir. Bu işlem katabolizma olarak bilinir ve kas hücresinin kırılmasını temsil eder. Testosteronun anabolik etkileri genel olarak kortizolun yozlaştırıcı etkisinden fazla olduğunda, kas gelişimi oluşur. Şiddetli idman ve düzgün bir diyetle, vücut harcadığından daha çok proteini depolar fakat bu öncelik savaşı her zaman devam eder.

Anabolik steroidleri kullanırken, her nasılsa, çok daha yüksek olan androjen seviyesi, önemli bir dezavantaj olarak glukokortikoidleri yerleştirebilir. Etkilerini düşürmekle beraber, az sayıda hücre, proteinin salıverilmesi için mesaj alacak ve daha fazlası bu uzun yolda birikecektir. Öncelikli mekanizmanın, androjen girişinde glukokortikoidlere kendi alıcılarına ulaşmasında engel olduğuna inanılır. Aslında, laboratuar çalışmaları, bu görüşü testosteronun bu alıcıya yakınlığını göstererek ve hem de bazı anabolik faaliyetlerinin bu etkiye doğrudan sebep olduğunu öne sürerek destekler. Ayrıca androjenlerin DNA bağıyla glukokortikoidin ileti unsuruna dolaylı olarak zarar verdiği öne sürülmüştür. Kesin olarak öncelikli olan mekanizmanın hala tartışılmasına rağmen, kesin olanın, steroid kullanımının protein kırılmasını engellediği ve hatta açıkça antikatabolik etki yaptığı bilinmektedir.

Testosteron ve Kreatin  

Protein sentezine ek olarak, androjen seviyelerindeki bir yükseliş, ayrıca iskelete ait kas dokularındaki kreatin sentezini yükseltir. Creatine phosphate (CP) olan kreatin, hücreler için ana enerji deposu olan ATP (adenozin trifosfat) üretiminde önemli bir rol oynar. Hücreler küçülmek için uyarıldığı zaman, ATP molekülleri enerjiyi salan ADP (adenozin difosfat) olarak ayrışırlar. Hücreler, CP kullanımı sonucu ATP topluluklarını tekrar doldurmak amacı ile ADP’yi hızlıca eski yapısına çevirmek için bir işleme maruz kalırlar. Şiddetli faaliyetler sırasında, bu işlem yeterince hızlı gerçekleşmeyecek ve ATP seviyeleri daha da düşecektir. Bu, kasların yorulmasına ve ağır kasılmalar karşısında daha az efor sarfedebilmelerine neden olacaktır. Artan CP seviyesiyle, ATP dönüşümü daha yüksek bir oranda gerçekleşecek ve kaslar hem daha güçlü hem de daha dayanıklı olacaktır. Bu etki, steroid tedavisi sırasında erken kuvvet kazanımı konusunda biraz pay sahibi olmuştur. Doku hipertrofisinin direkt sonuç olmadığı gibi teknik olarak anabolik bir etki olarak düşünülmese de, kreatin sentezinin androjen desteği, kesinlikle vücut geliştirme sporcularının zihninde gelişimi destekleyici ve pozitif bir sonuç olarak görülmektedir.

Testosteron ve IGF-1

Ayrıca öne sürülen başka bir şey daha var ki o da; insulinin gelişim faktörü gibi, kas kütlesi üzerinde testosteronun etkisinin direkt mekanizmasına vasıta olmasıdır. Örneğin, yaşlı erkeklere testosteron verildiğinde, iskelete ait kastaki IGF-1 topluluklarının artışı gözlemlenmiştir. Aslında, testosteron sayesinde hücreler IGF-1’in etkilerine karşı hazır hale gelirler. Genç erkeklerde androjen eksikliği sebebiyle IGF-1 alıcılarındaki protein seviyelerinde göze çarpan bir düşüş görürüz. IGF-1’in iskelete ait kas hücrelerindeki bölgesel üretim ve işlevi, ve büyüme hormonu ve IGF-1 seviyesinin dolaşımının serbestçe olması için androjenlerin gerekli olduğu aşikardır. Kesin olarak, IGF-1’in kas hücresinde küçük de olsa en azından anabolik bir hormon olduğunu öğrendiğimizden beri, steroid tedavisiyle kas gelişiminde en azından bazı seviyelerde kullanılmasının makul olduğunu tespit ettik.

 Linkten Steroidlerin yan etkileri hakkında yaptığımız infografik e bakabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın