Ultra Maraton Koşmak

1
3525

Ultra Maraton Koşmak Ne Kadar Zor?

220 kilometre gibi mesafeleri 1 haftalık yiyecek ve giyecek malzemeriyle birlikte koşmak delilik midir sizce de? Yoksa daha da ileriye götürüp 1376 kilometre mi asıl deliliktir diye sormalıyım? Ultra Maraton kültürüne uzak bir toplum olaraktan bu mesafeler çoğumuza korkunç geliyor. Bizim ülkemizde de üç yıl önce yaklaşık olarak 220 kilometre olan Likya Yolu Ultra Maratonuyla başlayan bu akıma  Runfire Cappadocia Maratonu da eklendi. Katılımcıların en az yarısı zaten yurtdışı yarışlarıyla bu kültüre yabancı değil ama bu organizasyonlar sayesinde düzenli spor yapan orta ve ileri yaş kesimin dikkati çekilmiş gözüküyor. Bu mesafeleri daha önce koşmamış olanlar için de Discovery 6G ve Discovery 4G gibi de daha kısa parkura sahip malzeme taşımak zorunda olmayan versiyonları da mevcut.

Ultra maraton koşmak gerçek anlamda yorgunluk, ızdırap ve acı limitlerinizi zorlayan bir aktivite. Amaç insanın kendi limitlerini test etmesi, aşması ve kendisi daha iyi tanıması diyebiliriz. En güzel yanı da ultra maratonların genelde geleneksel yollardan koşuluyor olması. İnanılmaz manzaralar, az insanın gördüğü yerler keşfedip daha önce o topraklardan yürümüş yaşamış insanlar gibi hissedebilirsiniz. Tüm bunların yanında, gerek diğer koşucularla olsun gerek organizasyon ekibiyle olsun 7/24 beraber geçirmekle birlikte ortak zevk ve farklı kültür paylaşımı derken bu ortamda bir aile de gibi hissedebiliyorsunuz. Zaten çoğu insan birbirini tanıyor oluyor daha önceden. Yurt dışından gelen yarışmacılarla birlikte de farklı kültürlerden insanları tanıyıp dostlar edinebiliyorsunuz. Mesela bu yılki Likya Yolu Ultra Maratonu katılımcılardan biri dünyaca ünlü bir fenomen olan Barefoot Ted Mcdonald’dı. Uzun mesafe koşusuyla ilgilenen insanlar bilirler Ted’i. Kendisi en ideal ayakkabının insanın kendi ayağı olduğunu savunan biri. Kendisi aslında tamamen çıplak ayak koşmuyor, kendi tasarladığı Luna Sandals olarak isimlendirdiği çok hafif sandaletimsi bir ayakkabı kullanıyor. Ted gibi gerçekten çok farklı özgün kişilerle karşılaşıyorsun bu kamp ortamların da, hele kendisinin 3 gün içerisinde ciddi anlamda Türkçe’yi çözmesini de görünce insan daha fazla saygı duyuyor.

Ultra maratonu isteyen herkes koşabilir. Genelde spora genç işi olarak bakılırken bu tür daha çok 30lu yaşlardan sonra koşan insan profiline daha çok uyuyor. Sebebi ise insan kas ve iskelet sisteminin 20li yaşların sonunda tam olarak oturması denebilir çünkü gerçekten vücudunuzun limitlerini zorluyorsunuz.

Yeni başlayanlar dışında gerçekten çok iyi koşucuların katıldığı görüyorsunuz tabi. Bu kadar yüksek efor isteyen bir aktivite için de bir o kadar zorlayacı antremanlarla çalışmak gerekiyor. Ultra Maratonun, normal maraton ve koşulardan farkı arazi yapısı oluyor. Genel de tırmanış,iniş ve düz arazi yapısını içeriyor. Maratonda da yürüme ve koşmayı karma olarak yaparak yarışıyorsunuz. O yüzden burada yürümekte önemli sırf koşarak hazırlanmaktan ziyade gene koşu ağırlıklı olmakla birlikte bu ikisini harmanlayarak çalışmak en verimlisi.

Hazırlanmadaki en önemli noktalardan biri de aralıksız uzun mesafeleri koşabilmek. Maratondayken parkuruna göre değişse de aralıksız 26 saat civarı mesafeler koşmak gerekebilecek. Antreman yaparken toplam mesafeden ziyade aralıksız ne kadar koşuya dayanabildiğinizdir.

Back-to-back run dedikleri metod da aralıksız uzun mesafe koşmanıza yardımcı olabilir. Mesela 4 saat aralıksız koşamıyorsanız, bunu iki parçaya ayırıp, 2 saatini akşam koşup kalan 2 saatini de ertesi günün sabahı koşmak da verimli bir çalışma.

Koşu bandında çalışırken eğimli yükseklikte koşmaya da çalışın. Dışarda koşuyorsanız da eğer yoldan ayrılıp kırsal kesimlerdeki tepelere tırmanarak antreman yapın.

Beslenmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya gerek yok. Ultra maraton da tüm besinlerinizi de yanınızda taşıyor olmanız gerekiyor. O yüzden öncesinde iyi bir planlama yapmanız şart. Bazı koşucular enerji jelleri, tuz, enerji tabletleri kullanıyor. Bunları kullanma da önemli nokta daha önceden bu ürünleri kullanıp vücudunuza alıştırmak. Koşu sırasında vücudunuz bu tarz deneyimlenmemiş kimyasal ürünleri kabul etmede zorlanabilir. Onun dışında bir sürü farklı besin çeşidi var en sağlıklısı koşu öncesi hepsini deneyip kendi vücudunuz için en iyisini kendinizin bulması.

Ultra Maraton koşarkenki önemli noktalardan biraz bahsedersem; biri yukarıda bahsettiğim gibi beslenme, çoğu zaman koşu sırasında besleniyor olacaksınız. Beslenmeyi iyi planlayıp bu konuda deneyimli gitmek şart. Araba için benzin neyse beslenme de uzun mesafe koşu için öyle. Su ise en az beslenme kadar önemli oluyor ultra maratonda, dehidre olduğunuz takdirde yani yeterli su alınmadığında ölüme kadar gidebilir bu durum. İdrarınızın koyu olmasından susuz kaldığınızı anlayabilirsiniz, sizin bu konuda pusulanız idrarınız diyebilirim. Onun dışında tek başına su da içmek ölümcül olabilir elektrolit kaybından dolayı. Koşu sırasında yeteri kadar tuz tükettiğinizden emin olun. Bazı yarışmacılar bu durum için tablet kullanıyor.

Fiziksel olarak iyi olmak kadar mental olarakta sağlıklı kalmak da bir o kadar önemli. Koştuğunuz yolların ve onun çevresinin tadını olabildiğince çıkarın ve enin de sonunda bu yarışı bitiriceğinize inanın.

Klasik bir laf var benim çok duyduğum bir kez ultra maraton koştuğunda bir daha bunu asla yapmam dersiniz, ama çoğu kişinin içine o zehir çoktan girmiş bile oluyor ve bir bakıyorsunuz 1 ay sonra kendinizi sonraki ultra maratona hazırlanırken buluyorsunuz. O yüzden denemeden bir daha düşünün (:

Gökhan İpekkan

1 YORUM

Bir Cevap Yazın